Dra Kör gözlerin ele verecek mühürlü ellerini. Bağıracaksın kafanı arkaya atıp boynunu ışığa teğet geçirerek:
-Draaaa...
Hiçbir yıkıntının zerresi titremeyecek 2000 db bağırışına. Düğüm düğüm oturacak hepsinin birer kopyası sakince boğazına.
-Dra?
Kaçmayacaksın, beyaz saçların kaçamayacak bu sefer şimşeklerden. Yüksek, daha yüksek bağıracaksın.
-Sevgilim, neredesin?
Kimse karşılık vermeyecek bu soruna. Kadınlığından utanacaksın. Sesin kısılacak, hayıflanacak kendine. Uzun, beyaz eteklerin sevgilinin yerdeki uzun saçlarına sürtünecek, sen dönüp bakmayacaksın. Güzel adamın saçlarının her dalgasında sevinç fısıldayacak etek uçların, sen kendi koca sesinden duyamayacaksın.
-Dra, geri döndüm sevgilim, neredesin?
Yağmur damlaları beklemeyeceksin kırış kırış suratına. Camlardan deniz yansımaları dilenmeyeceksin. Kibirinden hiç aşşağıya bakmadın sen, yukarıya konuşacaksın.
-Sevgilim, üzülme. İyi kalacağız.
El ayaların terleyecek kaçış kaçış. Kanlı eteklerine sileceksin. Zamanı gelip ellerine bakınca ancak anlayacaksın. Yere göndereceksin bakışlarını:
Hiç bir şey affedilmemiş, senin gibi bir bencil hariç... Hiç kimse sağ bırakılmamış, senin gibi bir çirkin hariç... Karnı doymamış çocuklar, hüzünlü kadınlar ve adamlar, hepsi oradalar. Yıllar geçmiş, rutubet çökmüş, kimse çürümememiş. Yıkılan duvarların tozlarını yutmuş, beyaz ve sakin suratlar.
-Dra?
Zorba dudaklarında çıkar çıkmaz, inanmaktan uzağa atacak sesin kendini; güçlü olmadığından hemen kaybolcak. Bakışlarının düştüğü yerden öfkeler süzülecek. Koşar gibi yapacaksın, yerdeki bütün kafaları yumuşak topraklara benzete benzete.
Adamın uzun beyaz saçlarına dokunacaksın, dalga dalga. Ağır kafasını kollarına alacak koklayamaya yanaşmayacaksın. Elini onun suratına koyup kıyaslar yapacaksın: Hangisi daha beyaz, hangisi daha yıpranmış. Kurtlu gözlerini açmaya varmayacak kibar ellerin.
Hiç kimse affedilmemiş, bir sen kalmışsın. BENCİL.
--BENCİL... Gökten gelecek bu nefret, yeri kendine yanaştıracak. Orospu korkundan ağlayacak, sendelleyeceksin.
İnce belini yoklayıp bir hançer bulacaksın. Fazla sarsmadan keseceksin sevgilinin saçlarını. Koşacaksın, bu sever kafalara basmadan koşacaksın. Gereğince uzaklaştığını düşündüğünde hançeri yerdekilere fırlatıp; saçları, kurdelalı bileğinle göğe kaldıracaksın.
-Kaç para eder bu? Kaç yıl eder? Beni al, onları geri ver.
Nefesin dönüp şaşkınlığını sunacak sana. Sen de inanmayacaksın bu dualarına.
Ve inanılmayan hiçbir dua kabul görmez derler.
Ve tanrı neredeyse kördür ve geri kalan şanslılar ölümle mükafatlandırılanlar....
Kasım, 2008
|