|
Özgül Başar - Gecenin Üstüne |
|
/ Bir köpek havladı gecenin üstüne,karanlığa sokuldukça boğum boğum dolunaylaştı suratları sokakların... / Kısır yangınlar kor alevlerle çiftleşti. Şımarık sezgiler peydahlandı ve uyumadı üfürüklerle çocuklar. Masallara inanmadı nice nesil ve nice asır kulak kabarttık rüyalara. Aşinaydık kimsesizliğe,ses versek öksürürdü belki bir kadın karanlıkta -yapamadık- kirli sancılarla serin sulara doğduk,belki yaralı,belki acılı ama günahsız... Sırlı günlerde vasat gecelere döndük sırtımızı bildik ki güç kuşanan aptal heceler akıllı laflar dizebilirdi bir kalemle.
/ Yeryüzüne sayfalar döşendi ve çoğu kez yarım bıraktık bildiklerimizi / Açtığımız parantezlerin içi kör kuyularla doldu,boşluk boşluk aradık ardımızda yitenleri. Oysa yitirdikçe yittiğimizi düşünemedik. Sahte kurgulara boyun eğmemek için tamamlamadık arpa boyu fikirleri.biraz masumiyetti belki,biraz hüzün... Yapmacık olmamak adına ziftledik zihinlerimizi.kimse kucak açmadı,kimse yordam bulmadı el izlerimize.
/ İki adam yürüdü üç yol sokağa...köpekler dalaştı ve oynaştı rüzgarda iki yudum güzel söz. / Anlaşılmaz değildi ırgalanan kelamlar. Ölsek yeriydiki avlularda tez duyulurdu sesi yokluğun. Söylesek de duyulmayan şiirlere yazdık yeminleri. Vazgeçtiysek de mısralardan -sevdik elbet- hiç sevilmeyeceğimiz kadar. Gönül isterdi -anladık ki- demeyi ama anlayamadık. Özü anlamdan yoksun besteleri söylendik damaklarımızda ve öylece bekledik,öylece usulca. Söylencelerimize dinlencelerimiz bulaştı ve yorulduk dizlerimizin üzerinde sabırla. Saz dinletilerine tav olan kızlara selam durduk ama selam almadık yüzsüzce saz çalanlardan. Bileği bükülesi nice ozan vardı,tutuk mızrapları devirdik,yetmedi bastık bam tellerinin üzerine ayağımızda tozlarla... / Bir köpek havladı gecenin üstüne,karanlığa doyamadan sabahların canına kıydık. /
|