KAAN ÖZER
Şiirde bir tavır, bozukluk, orta düzeyde anlatılmayanı anlatmaya çalışan,
cesur,
uç noktada duran ama bizden
daha yakın
sessizce ve defalarca okunabilen
ama başkalarının coşkusuna ortak olmasını istemediğimiz her eser benim gözümde acımasız edebiyatın tanrılaştırılmaya çalışılmayan ama bir o kadar öne çıkan, öne çıkartılan bir başarıdır. Bu başarıyı yakalayabilmiş, yakalayabilmesinden öte bunu taşıyabilmiş yazarlardan faydalanıyorum. Bunun dışında kalmış, yüzyıllardır aynı temayı işleyen, şairden şaire miras kalmış gibi bildik şiirleri üstüne giyinmiş şairleri takip etmiyorum. Küstahlık değil, imha çabası :) Canımızı acıtmayan, bizi bizimle karşı karşıya getirmeyen bir şiiri kim ister ki?

 
KÂMURAN ESEN

Yaşadıklarımız, bizi hem olgunlaştırıyor hem değiştiriyor. Birçok şey yaşadıktan ve hele hele olgunluğa eriştikten sonra, daha çok duyarlı oluyorsunuz. Memleket meseleleri sizi daha çok ilgilendiriyor. Çevreye karşı daha sorumlu hissediyorsunuz kendinizi. İnsanları daha çok sorguluyorsunuz. Daha eleştirel gözle bakıyorsunuz her şeye. O zaman da mutsuz oluyorsunuz genelde. Belki de, gördüğünüz o yanlışları düzeltmek adına yapacağınız pek bir şey olmadığı için. Örneğin, sokaktaki bir gencin yanlış davranışı beni, eskisinden daha çok üzüyor ve utandırıyor. Evet, utandırıyor. Diyorum ki kendime: “ Hem bir annesin, hem bir öğretmen. Bu iki kimliğinle, demek ki bazı şeyleri yanlış yaptım(k) veya eksik bıraktım(k) ki bu yanlışlar oluyor. O genci yetiştiren sensin.”

 
TAYYİBE ATAY

İnsan, görülenin dışında kalandır. Etin ve kemiğin dışında kalan tarifle insan; ruhtur,duygudur...Beni ilgilendiren taraf soyut olanıdır. Somut yanımız kabuğumuz olup; bu kabuk,zaman ve birilerinin elinde unufak olmaktadır. Düpedüz aldatmacadır bu! Ne yazık ki insanı, görsel tarafıyla değerlendiren zamanlarda yaşıyoruz. İnsanın içinden çok, dışına puan veriliyor yani. Nasrettin Hoca'nın "ye kürküm,ye!.."fıkrasını dinlemiş ve onu hayata geçiren tuhaf bir zamanın yüzü bile kızarmıyor ne yazık ki! Bilmiyorum siz gördünüz mü çarpık bacaklı, şişman, çirkin ,kısa boylu bir mankeni, ben görmedim! Görmek ister miydim peki; evet!...

 
ONUR BOZKURT 

Öncelikle bu söyleşinin bir parçası olduğum için çok onur duyduğumu belirtmeliyim. Senin gibi güzel bir insanla tanışmak, söyleşmek olanağı buldum. Ayrıca bu güzel sitede, bu kadar değerli kalemin olduğu bir sitede yazmak, yazdıklarımın birileri tarafından okunduğunu bilmek bile koltuklarımın kabarmasına yetiyor. Bu forumu ve forumdaşlarımı çok sevdiğimi söylememe gerek bile yok aslında. Kendimi tanıtayım biraz, zira tanışalım kısmına bir şey yazmadım, her gelenden börek istedim, isteyeceğim de, o ayrı. Kırk yaşını geçtim. Yirmi yıllık evliyim. Ergenlik çağında bir kızım var. Eczacı ve Biyokimya Doktoruyum.

 
OZAN UĞRAŞ 

Hiç bir şey hayal değildir edebiyat dünyasında, zaten her şey onun üzerine kuruludur teknik olarak. Hayal gücü öncül olduğuna göre, hele hele üçüncü yeni diye tanımını yaptığımız şeyde, ne derece önemli olduğu zaten açıktır. Tarihte Türk edebiyatında bir sürü üçüncü yeni girişimi olmuş ama benim durduğum nokta, neye üçüncü yeni dediğimiz değil,ne kadar kalıcı olduğudur. Çünkü, her yeni şeyin adına üçüncü yeni diyebilirsiniz. Keza...

 
«BaşlatÖnceki12SonrakiSon»

Sayfa 1 > 2


Kayıt Ol


Giriş Yap


Forum
edebiyat platformu
Şiir Atölyesi
yazarlar topluluğu
Türk Edebiyatı
şiir, deneme ve öyküler
Dünya Edebiyatı
şiir, deneme ve öyküler
Edebiyat Tarihi
duygu ve düşünce dizisi
Aforizmalar
özlü sözler, söylenenler
Felsefe
entelektüel faaliyet
Sosyoloji
toplum bilimi
Kitap
eleştirel makaleler
Sinema
tavsiyel metinler?!
Müzik
kulağıma gelenler
Tiyatro
perdenin arkasından