|
Ali Erdoğan Bir varmış bir yokmuş. Allahın işi çokmuş.
Dünyanın bir yerinde, bulutu yağmayı unutan,çiçeği dalında somurtan, dağları ayakta uyuyan, kendi kendini avutan, varlık içinde yokluk çeken, durup durup içini çeken bir memleket varmış.
Bu memlekette, kekliklerin kaderi avcının iki dudağının arasındaymış. Gölgeler orda burda insansız dolaşırmış.
Masal bu ya, bu memlekette de ormanın içindeki kulübede bir prensesle yedi cüce yaşarmış. Ama bu prensesin adı diğer masalın tersine : Pambık prensesmiş !
Ayrıca bu masaldaki cüceler de bildiğimiz hepsi birbirinden şirin cücelerden farklıymış.
Bunlar arsız, bunlar hırsız, bunlar talancı, bunlar yağmacı, iş bitiriciymiş bunlar, bunlar göz boyamacı.Bir görsen sen bunları, yedisi de birbirinden yalancıymış Yokmuş ormanda bunlar gibisi.Bunlar birbirinden madrabazmış.Bunlar yedi uyutanlar.Bunlar yedi belaymış
Ne var ne yok ormanda lüp diye lüpletmişler.Dişe dokunur ne varsa silmişler süpürmüşler. Hem yemişler hem içmişler. Kim varsa ormanda hepsini haraca kesmişler.
Kim çıktıysa önlerine yatırıp yatırıp öpmüşler.
Aslanı, çakalı, sırtlanı maymuna çevirmişler.
Şimdi allah aşkınıza koyun elinizi vicdanınıza, siz de olsanız yatırıp öpmez misiniz? Etliyi, sütlüyü götürüp daha yok mu demez misiniz? Karşı duran yok ki ormanda hızlarını kessinler. Yeter be diyen yok ki soyguna ara versinler. Herkese ayrı ayrı hem de ince ayarlı korkulardan vermişler.
Yani sizin anlayacağınız ormanda kim var kim yok herkesi hizaya getirmişler. Ne yükselen bir ses varmış ne de çıkan bir nefes
Benim asıl şaştığım :
Bu kadar öpülmeye hala uyanmıyormuş pambık prenses!
Ali Erdoğan tiyatrodunyasi.com/makaledetay.asp?makaleno=856
|